NATIVE AD NEDİR? 3 ÖNEMLİ AVANTAJI

14/03/2017  |  ÖMER EMRE TEMİZ

Pros-and-Cons-to-Native-Advertising

Online pazarlama dünyası sürekli değişiyor. Banner reklamları daha iyi tıklanma oranları sunan “Native Ad” ile yer değiştiriyor.

Native Ad yıllardır kullanılan bir yaklaşım ancak reklam verenler ve pazarlamacılar bu kavramı hala tam olarak bilmedikleri için yeteri kadar kullanamıyorlar.

 

Peki Native Ad nedir? Basit bir deyişle ücretli bir reklamdır. Kullanıcı deneyimini bozmadan, rahatsız etmeden içeriğin içerisine yerleştirilen bir pazarlama şeklidir. Native Ad görsel öğeler ve genel içerikle karışarak onun bir parçası gibi gözükmektedir.

Birçok endüstri uzmanı, 2017 yılının Native Ad’in daha da büyüyeceği ve daha fazla insanın faydası için kullanılacağına inanıyor. Endüstrinin 2018 yılına kadar 21 milyar dolara çıkması bekleniyor.

Native Ad yayıncıların online pazar kazanmalarına yardımcı olurken reklam verenlerin satın alma maliyetlerini düşürmelerine izin vermektedir. Hem reklam verenlerin hemde yayıncıların Native Ad kullanmalarının en önemli avantajlarından bazıları şunlardır:

 

what-is-native-advertising3

 

1. Ziyaretçiler yetkili, yayıncılar ise kontrolün onlarda olduğunu hissederler

Ziyaretçiler çeşitli nedenlerle reklamlardan nefret ederler. Bazıları dikkat dağıtıcı sebeplerden ötürü onları küçümser, bazıları ise yanlış bilgi nedeniyle hoşlanmaz. Web üzerinde gezinen ziyaretçiler genellikle ya eğlence aramakta veya sorunlarına çözüm aramaktadırlar.

Bir tüketici “sırt ağrısı ipuçları” için arama yaparsa, sırt ağrısını azaltmanın yollarını arar, bunu sağlayacak ürünleri aramaz. Bunun yanında gereken faydaları var olan ürünler olduğuna ikna olursa satın almakla ilgilenebilir.

Şimdi şunu düşünelim, bir kişi sırt ağrısını geçirmekle ilgili bir video izliyor ve aniden sırt ağrılarını azaltan bir ürünü vurgulayan pop-up gösteriliyor. Bu, kullanıcı deneyimini bozarak olumsuz duygular uyandırarak kullanıcının siteyi terk etmesine veya rahatsız bir hale bürünmesine yol açacaktır.

Öte yandan, video, sırt ağrılarını azaltmanın bir yolu olarak rahatsızlık vermeden aynı ürünü belirtiyorsa, ürün ciddiye alınabilir. Çünkü ürün bir çözüm gibi görünür ve kullanıcıya zorlanmaz. Bu sayede kullanıcının ürünü satın alma butonuna basıp alma olasılığı daha yükselmiş olur.

Bu sitede gösterilen reklamlar üzerinde fazla kontrol sahibi olmadığı diğer seçeneklerin aksine, yayıncıların tanıttıkları ürünü tamamen kontrol etmeleri nedeniyle oldukça yararlıdır.

 

2. Daha yüksek katılım

İstatistiklere göre Native Ad ile oluşturulan etkileşimler geleneksel display reklamlarına oranla çok daha fazla verimlidir. Rakamsal olarak anlatmak gerekirse:
• Native Ad Display reklamlarına oranla %53 daha sık görülüyor ve daha yüksek bir tıklanma oranına sahip. (%60)
• Native Ad satın alma davranışında %18’lik bir artış sağlıyor.
• Native Ad marka bilinirliğinin yükselmesine %82’ye kadar bir katkı sağlamakta.

 

Kullanıcılar reklam körlüğü nedeniyle reklamları göz ardı etmeyi öğrendi ancak gerçek bir yayının parçası gibi görünen içeriğe çok iyi uyum sağladıklarından Native Ad içeriklerini kolayca ihmal edememektedirler.

Aşağıdaki örnekte onedio.com adlı web sitede Native Ad tarzı reklamcılığın Knorr markası tarafından başarılı bir uygulaması görülmektedir.

 

onedio.com

 

3. Native Ad daha fazla paylaşım sağlayabilir

Native Ad’lerin bilgilendirici içerikte oluşturulduklarından viral olma şansları vardır. İnsanlar genellikle bilgilendirici içeriği rahatlıkla ve istekle paylaşırken, tanıtım amaçlı görünen içeriği paylaşmaktan çekinirler.
Bu alışkanlık hem reklam verenler hemde yayıncılar için faydalıdır. Bu konuda Snapchat, BuzzFeed ve Netflix gibi pek çok şirket medya platformlarında yoğun bir şekilde Native Ad kullanmaktadır.

Son olarak unutulmaması gereken husus Native Ad bir içerik pazarlaması değildir. Native Ad kendine özgü çekicilği olan ve dijital pazarlama dünyasının bir sonraki en önemli trendi olması beklenen modeldir.

 

Share on FacebookShare on Google+Tweet about this on TwitterShare on LinkedInEmail this to someone

« Back to blog